Greivon

Usta Kütüphaneci Greivon'un hikâyesi...


Eski zamanlarda insanlar her zaman okurdu çünkü yazılan her şeyin bir değeri vardı. Rashath denilen bölgesel teşkilatlarda görev alan Başkütüphaneciler -kendi aralarında birbirlerine Kethhuda derlerdi- görevleri gereği insanlarla birlikte çeşitli festivallerde buluşur ve Saîfelmerâs denen bir tür ibâdet gerçekleştirirlerdi. Yılda bir kez olan bu genel ibâdette herkes Başkitap diye bilinen ve yeryüzünde yazılan ilk kitap olduğu varsayılan Pahârg'ın bir kopyasını okurdu. Kitabın orijinal yazımı ise kayıp olduğundan ötürü sadece dilden dile aktarılmış ve çok sonraları yazıya geçirilmişti. Kimin yazdığı ise muammadan öteye geçmeyen bir durumdu. Çoğu bilge Kethhudalara göre kitap kendisini var etmişti. Hiçbir insan eli onu yazmamıştı. Pahârgmeion dinî işte böyle çıkmıştı ortaya. Tüm kütüphanecilerin mensubu olduğu yegâne tarikat ve din. Halkın ağzında onlar kitaba tapanlardı. İlkyazılmış'a. 


Buruk yürekli ozanlar telli çalgılarıyla bütün meydanı büyüsü altına alırken yıldızlar altında yürüyüşe çıkmış olan Greivon, ellerindeki kitaplarla sorumlu olduğu kütüphanenin yolunu tutmuştu. Katedron'dan çıkan diğer usta kütüphanecilerin dağılmasıyla kendisini daha özgür hissetmiş ve sonu gelmeyen lakırtılardan nihâyet uzaklaşmayı başarmıştı. Sessizce kütüphanesine girmiş ve kendine âit odasına çıkarak rahat bir nefes almıştı. İşlemeli yazı masasına oturarak elindeki kitapları masa da yanan mumun kenarına koyarak içlerinden bir tanesini alıp göz gezdirmeye başladı. Mezarsofrası adlı kitabı incelemeye koyulduğunda neredeyse alacakaranlık vakti gelmişti. Yüksek odasındaki pencereden soluk gümüşî ayın şavkının karşıdaki ovanın çimlerine düşüşünü gördü. "Sâkin bir gün olmasını diliyorum ve mümkünse plânlarım dâhilinde buradan çabucak uzaklaşmak istiyorum." diyerek kendi kendine konuşmasını sürdürdü. İşin en acı yanınında kütüphanesinden uzaklaşmak olduğunun farkında olmasına karşın buna artık kendini mecbur hissetmesiydi. Tasarıları arasında ki büyük ulvî amaç için bunu yapması gerekiyordu. Nitekim karar vermekte zorlansada gün gelip çatmış ve bu vakitten sonra kararını değiştirmeye hiç niyetli değildi. Huzursuzluk her geçen gün yayılarak ilerliyordu. Yozlaşmaya yüz tutan kütüphanecilerin çoğu kendini aylaklığa ve aktüel meselelerin debdebesine kaptırmıştı. İlim her geçen gün geçerliliğini kaybediyor görünüyordu kendisine ve işin kötüsü bunu yapanın yine kendileri olmasıydı. Mavi Cübbeli Kütüphanecilerin feshedilmesi ve yerine Kızılciltcilerin kuruluşu bu yozlaşmayı daha da işin içinden çıkılmaz hâle getiriyordu. Bunun uzun yıllardır farkında olan Greivon, bu tekinsiz oluşumun hiçte masum olmadığı görüşünde kâniydi. İlkyazılmış'ın kehâneti aklına düşmüştü sonunda. "Ayrılmak, istemesen bile ayrıldığın şeye varmanın anahtarıdır. İşte o zaman fırtına zamanı yaklaşmış demektir. Yozlaşı sınıra dayandı artık!"




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kozmik Renkler Üzerine

Gezgin Tomarı Yazmaları I