İzzar

 Kötücül bir demon ve onların arasında ki mücâdele edilmesi en zor olanıdır derler. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın belli bölgelerinde bilinir vaziyettedir. Mısır'daki Sina Çölü'nün kayıp olan bir kısmı vardır ki, dünya dışına açılan boyut kapılarından biri buradadır. O kayıp bölgenin adı Azbunnizâr'dır. Kendisinin ikâmet ettiği yer burasıdır. İnsanlara tebelleş olduğu vâkıalarda sabittir. 'Dehşetin Sol Eli' derler ona ve çok az insan onun şuuru parçalayıcı etkisinden kurtarılabilir. Bir insana musallat olma şekli oldukça habisçedir. Çölde yahut şehirde yaşasın onun için hiç farketmez. Her zaman gecenin silik ve ürpertici bağrında kurar tuzaklarını.

Vâkıa odur ki, Fas'ın güney köylerinde İzzar'ı gördüğünü iddia edenler olmuştur. Çoğunun aklını yitirdiği ve küçük bir kısmının ise artık insan içine çıkmadığı söylenir.

Hikâye şöyle ki, "Ahva Tubyan adında gezgin bir hacı Vad'ûl Merteb denilen bir bölgeye giderken, İzzar onun yolunu kesmiş. Ona bir deve çobanı olarak görünmüş ve kendisininde Vad'ûl Merteb bölgesine gideceğini söyleyip beraber gidebilecekleri teklifinde bulunmuş. Ahva Tubyan, ilk başlarda bu yabancı ve görünüşünde bir tuhaflık olan adamı şüpheyle karşılasa da iyi niyeti mantığına baskın çıkmış ve beraber yolculuk edebilecekleri teklifini kabul etmiş. İzzar hacıya, o bölgeye giden daha kısa ve güvenli bir yol olduğunu, isterse oradan gidebileceklerini söylemiş. Ahva Tubyan, zeki bir âlim ve keskin bir feraset sahibi olduğu için, kendisini belli bir mesafeden takip edebileceğini dile getirmiş. Bunu söylediği vakit İzzar'ın yüzünde belli belirsiz bir öfke peydah olmuşsa da bunu kabul edebileceğini ve hacının böyle tedbirli olması hususunda ona saygı duyduğunu söylemiş ama o ince lahuri peçesinin altındaki ağzı da habis bir gülümsemeyle kıvrılmış. Gecenin kör bağrına doğru yaklaştıkları vakit epey yol katetmişler. Bir yandan sohbet ediyor bir yandan yürüyorlarmış. İzzar ona, Tanrı Yemurselam'ın ilâhi ışığının insana getirdiği bilgelikten ve sonsuz nefesinin hayat verici kudretinin örneklerinden birkaç kıssa anlatmış. Kendisi gibi bu yollardan gelip geçen takvalı hacıların, insan gönlüne sûrur veren menkıbelerinden bahsetmiş. Gece vakti ilerlipte yıldızlar gökyüzünü yavaş yavaş terkedince Ahva Tubyan ters giden bir şeylerin olduğunu sezinlemiş. Yürüdükleri yolun ilerilerine ve yanlara doğru uzanan uçsuz bucaksız kumların üzerini ihtiyatla süzdüğünde yol kenarlarında irili ufaklı ve bu yörede görülmemiş belli bir kalıp içinde kusursuzca kesilmiş siyah taşların gelişi güzel dizildiği bir yola geldiklerini görmüş. O vakit anlamış ki bu yol, Kayıp Çöl Azbunnizâr'ın boyut koridorunun olduğu yoldur ve rehberi de İzzar'dır. Olduğu yerde duran Ahva Tubyan'ın arkasında beliren İzzar kaba bir kahkaha koyunca bütün hücreleriyle ürpermiş. Hacı, yanında getirdiği heybesine elini uzatmış ve içinde, ne olur ne olmaz diye taşıdığı havvas üstâdı Gehlanî'nin Ağval eş-Şeyâtîn (Şeytanların Zindanı) adlı kitaptan belli belirsiz tılsımlar okumaya başlamış. İzzar'ın öfkesi, bedenini saran paçavralardan kurtulunca gerçek görüntüsünü meydana çıkarmış. Aklın iplerini koparıcı ve insan ruhunun katmanlarını zedeleyici telkinleriyle Ahva Tubyan'a mukâbelede bulunmuş. Çetin bir savaş yaşanmış ikisinin arasında. Kayıp Çöl'e giden sınırdan yavaş yavaş uzaklaşan Ahva Tubyan İzzar'ı, pek kuvvetli nefesi ve Gehlanî'nin yardımıyla kendisinden beri kılmış. Bu cedel sırasında gördüğü şey yüzünden ruhu parçalanıp dili tutulan hacı, artık insanların içinde dolanamaz olmuş. Çünkü kudretli bir iblisle yapılan bu mücâdele bütün bir vücudu incelmiş ve neredeyse şeffaf bir hâle bürünmüş. Saydamlaşan vücudunu pejmürde çarşaflara sarsa dahi insanların gözünden ve torba dillerinden kurtulamamış. Sâifel Merâs denilen tepelerin ardına çekilip, kendinin ruhunu ve akıl melekelerini korumak için zamanın levhalarını aşıcı bir tefekkürle itikafa girmiş. Tepelerin kuzey yamaçları arasından giden bir yol üzerinde onu uzaktan görenler olmuş. Yanında uzun boylu, çivit rengi elbiselere bürünmüş birtakım kişilerle görüştüğü söyleyenler vardı.

Bir Perşembe günü hiç görülmedik azgın bir fırtına çıkıp gelmiş o yöreye. Helezonvâri bir şekle bürünen bulutlar koca bir gözü andırıyormuş ve delicesine Sâifel Merâs'ın tepelerinin üzerinede fink atıyormuş. Köylülerin yaşadığı evlerin üzerine ama daha çokta eğimli dağ yamaçlarına düşen keskin uçlu yıldırımlar, düştüğü yeri paramparça ediyor ve garip tını, kulakları delercesine "Ahvaaa! Ahvaaa!" diye sesleniyormuş. O vakit ki köylüler bütün evlerini boşaltarak köyün batısına doğru uzanan ve kısmen köyün dışına doğru çıkan yüksek bir tepede toplanmışlar. Korku ve dehşet içinde olan biteni izleyen köylüler, bu felâketin müsebbibinin Ahva Tubyan olduğunu söylüyor ve ona beddualar okuyolarmış. Köylü konuşadursun bir an da helezonun orta kısmından kara bir zincir, dehşetli bir şangırtıyla uzanıp tepenin üzerine inmiş. Çeşitli bağırış çağırışlar eşliğinde bu olaya şahitlik eden köylülerin korkusu bin kat daha artmış. Zincirin yavaş yavaş tepeyi sıkıca sardığını ve beraberinde yukarıya doğru çektiğini görmüşler. Tüm dehşetin cereyan ettiği tepelerin üzerinde Ahva Tubyan'ın çırılçıplak bedeninin de kıvrıla büküle yükselişi gözlere âyân olmuş. Köylüler onun lânetlendiğine tastamam inanmışlar artık. İnsanın şuurunu kaybettirecek raddede yankılanan çığlıkları bütün bir bölgeyi kuşattığı vakit, gökyüzü ve yeryüzünü, doğuyu ve batıyı dahi kuzeyi ve güneyi kapkara kesen bir karartı görmüşler. İşte bu İzzar'ın kendisiymiş. Yukarıdan sarkan zinciri bir eliyle tutarken diğer eliyle Ahva Tubyan'a aklı sakatlayan işkenceler ediyor bir yandanda kan donduran bir sesle anlaşılmayan garip bir lisanda konuşuyormuş. Anlamı olmayan karmakarışık bir dil yapısı, ne idüğü belirsiz ve kargacık burgacık kelime öbekleri...

Son kez bir çığlık gelmiş Gezgin Hacı'dan ve kuvvetli bir rüzgâr çıkarak tozu dumana katmış. Gökyüzünü saran helezon bulutlarını ve topyekûn köylülerin akıllarını silip süpürmüş. Karşıdaki tepelerden geriye koca bir ova kalmış." Ahva Tubyan'ın sonu işte böyle olmuş.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kozmik Renkler Üzerine

Greivon

Gezgin Tomarı Yazmaları I