Karanlığa gömülmüş salonun ortasında, büyükçe duran yarı parçalanmış bir tahtın üzerinde hareketsizce duruyordu. Ağır ağır alıp verdiği nefesi, yanmış kolonlara çarparak tavana doğru uğultular hâlinde yükseliyordu. Kanlara bulanmış olan Yetki Tâcı, ayaklarının ucunda bir katliam mümessili gibi ona bakmaktaydı. Zira o taç hem katilin kendisi hemde değildi. Zihin bulanıklığı içinde ve kırılan parmak kemiklerinin acısıyla teri alnından uzunca bir yol çizerek, yerde pıhtılaşmış olan kanın üzerine düştü. Yavaş yavaş yerinden doğruldu ve kalktığında belinden gelen çıtırtılar yeni kırıkların habercisiydi. Zar zor da olsa ilk adımını tahtın eşiğinden attı. Attığı her adımda beynine bir bıçak gibi saplanan ağrı yüzünden gözlerini acıyla kapatmak zorunda kalıyor lâkin yürümeye devam ediyordu. Salonun yıkılan duvarları arasından esen sert rüzgâr, kırık kemikleri üzerinde dans ediyor ve onun daha fazla acı çekmesini sağlıyordu. Tavanda asılı olan yaldızlı iki uzun flamanın ucundan akan kan etrafa savruluyordu. Uzun bir çağın sonunu getirmiş olmasının yanı sıra başına büyükte bir belâyı musallat etmişti. Beynindeki düşünceler onun bu sorumluluğu kaldıramayacağını fısıldıyordu. Acıyla sağ kaburga kemiklerini tutarak eğildi. Uzunca bir çığlık kopardı ve sessizlik büyük bir gürültüyle irkildi. Kafasında beliren düşünceleri kovmaya uğraştıkça bütün bir gücünü harcıyordu neredeyse. Duygusal çöküntüleri bir yana atmayı denemek belki de bu işin en zor kısmıydı...

Zamanın Savaşı'ndan sağ çıkan tek kişi olmasının ona olan tek yararı kırılan kemikleriydi. Kanlı koridorları yürüyerek büyük burcun dışına doğru çıktı. Kahverengi uzun saçları soğuk rüzgârla savrulurken başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Gri bulutların ve şimşeklerin yoğunluğunu dikkatle izledi. Sonra gözlerini uçsuz bucaksız bir zamanlar yemyeşil olan kırlara çevirdi. Oluk oluk kanlara bulanmış otlar artık o şâşâlı renginden sıyrılmıştı. Her yerde parçalanmış insanlar, grenoglar, minotaurlar, Olvaldi Şövalyeleri, Yabaniler ve nicelerinin bedenleriyle doluydu. Hepsi de tek bir amaç için savaşmışlardı. Bu koca koca ordular onun çağrısına kulak vererek bu vahşi savaşa tutuştular. Kimileri Kaosun Çemberi kimileri Kıyamet Tâcı kimileride onu Yetki Tâcı olarak biliyordu. Zafer, kanlı bir tarihin ardından yazıldığı vakitler çoktan efsanelere dönüşmüştü artık...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kozmik Renkler Üzerine

Greivon

Gezgin Tomarı Yazmaları I