Mezar Sâkinleri
"Ölüler balo yapmazmış deyip dursunlar. Peh! Kim umursar ki dirileri. Onların dünyasıyla bizim dünyamız farklıdır benim ölü dostlarım. Biz nefese muhtaç olmayanlarız ya da ekmeğe ya da suya. Korku denen duygu tecavüzcüsünün ise bizim ölü dünyamızda yeri yok. Sâhi neydi bizi yaşamlarımızda bu kadar rahatsız eden şey? Ah evet evet hatırlıyorum. Ölüm korkusuydu. Bir daha gülüp eğlenemeyeceğimiz yahut sevdiklerimizle vakit geçiremeyeğimizdi yüreklerimizi kurt gibi kemiren. Ama gelin görün ki bizler istediğimiz gibi yaşıyoruz. İstediğimiz ülkelere gidip dilediğimiz toprağı çiğneyebiliyoruz. Sevdiklerimizin yahut nefret ettiklerimizin rüyalarına girip onları manipüle edebiliyoruz. Söyleyin benim canım ölü dostlarım asıl özgürlük ve asıl hayat bu değil midir? Aramızda bazı ölü rahiplerde var. Mesela şurda yatan Aziz Pie'ye bakın. Ne kadar da vakur bir ölü halbuki geçmiş yaşamında bu kadar da göz önünde değildi ve sabahtan akşama kadar sorumlu olduğu kilisenin önünden gelip geçenler onu pekte umursamazdı. Ya şurada ki mezar. Orada yatan bir imam var adı Abdullah. Kendisi cemaatine pek düşkündü ve verdiği vaazlarla insanları doğru yola çekmeyi pek arzu ederdi lakin yaşayanlar onun söylediklerini onaylamış gibi yaparlar ama dışarı çıktıklarında hemen unutuverir ve sınırlarla çevrelenmiş o küçük yaşam sandıkları dar hapishaneye geri dönerlerdi. Ah benim ölü dostlarım... Görmemek için kör olmak lazım. Asıl yaşayan bizleriz. Biz ölüler! Benim adım, artık başımıza ceberrut gibi diktikleri taşların üzerinde silik birer harf yığınından ibaret. Beden denilen et ve kemik yığınının kime ne faydası var artık. Ben bu balonun tertipleyicisiyim. Asıl şimdi eğlenin ve gülün asıl şimdi başlıyor mutluluk günleri ve bırakın artık eski defterlerinizi karıştırmayı. Tadını çıkarın özgürlüğün, tadını çıkarın sınırsızlığın. Ah benim canım sevgili ölülerim!"
Yorumlar
Yorum Gönder